Yasin Mustafa Bulut

ANNEM 

Annem gelir aklıma hüznümde, sevincimde

Fedakârlığın somut halidir,

Direncin ta kendisi.

Her şeydir O.

Yokluğu paramparça,

Varlığı; bulutların arkasından süzülen sıcacık güneş.

Özlemi; gurbet hasreti gibi,

Yokluğu soğuk.

Konuşması; hırçın ve heyecanlı.

Ruhuna sızmış Karadeniz.

Karadeniz gibi, çalışkan ve sert. 

Onunla geçirdiğim çocukluğum; mutluluk ve sevinç.

Sokaktan bana bağrışı  hala kulaklarımda.

“Geç kalma, erken gel !”deyişleri hala yüzümde tebessüm. 

Ben onun gözünde 5 yaşında çocuk.

Ama hayallerinde ise;  koskocaman bir adam. 

Yıllar geçiyor anne sevgisini arıyorum her an.

Onun sevgisi aranacak  kadar sonsuz.

Çocukluğumun sevgi öğreticisi.

Hür, çalışkan, başarılı kadın.

Farklı kılan bir şeyler var onda;

Gözümde büyür,

Varlığının direnişi.

Çocukken başlamış hayata direnmeye,

Sonra ruhuna sızmış o direniş 

Çamurlu patika yolda biz düz yürüyemezken  eğri yürümüş.

Yürüyüşü eğri ama duruşu hep dik olmuş.

Okumuş, öğrenmiş.

Sürüklemiş hayat onu ta Karadeniz’den İstanbullara.

İstanbul kendini katmış ona.

Daha da güzel olmuş annem.

İçi dışı  kendisi olmuş.

Göründüğü gibi ta kendisi. 

Annem bir sevdalı ağaç;

Kendi toprağına,

Kendi benliğine.

Bu yüzden bir tarafı yağmur bekleyen toprak, umut dolu 

Bir yanı ise; yeşerecek olan dalı. 

Hayattır o hayatın ta kendisi.  

 

Yasin Mustafa Bulut 

 

/*